6. CÜZ 1. HİZİP


04-) NİSÂ` SÛRESİ النساء Aynı anda dinleyip takip edebilirsinizTIKLA
سْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ BismillahirRahmânirRahiym
لَا يُحِبُّ اللَّهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلَّا مَنْ ظُلِمَ ۚ وَكَانَ اللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا
148-) Lâ yuhıbbullâhul cehre Bissui minel kavli illâ men zulim* ve kânAllâhu Semiy`an Aliyma;148-) Zulme uğrayan dışında, kötü sözün açıktan konuşulmasını sevmez Allâh! Allâh Semi`dir, Aliym`dir.
إِنْ تُبْدُوا خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُوا عَنْ سُوءٍ فَإِنَّ اللَّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا
149-) İn tübdu hayren ev tuhfuhu ev ta`fu an suin feinnAllâhe kâne Afüvven Kadiyra;
149-) Bir hayrı açıklar ya da gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz; Allâh Afüvv`dür, Kaadir`dir.
إِنَّ الَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ وَيُرِيدُونَ أَنْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ اللَّهِ وَرُسُلِهِ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍ وَيُرِيدُونَ أَنْ يَتَّخِذُوا بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًا
150-) İnnelleziyne yekfürune Billâhi ve RusuliHİ ve yüriydune en yüferriku beynAllâhi ve RusuliHİ ve yekulune nu`minu Bi ba`din ve nekfürü Bi ba`din ve yüriydune en yettehızu beyne zâlike sebiyla;
150-) Allâh ve Rasûllerini inkâr edenler, Allâh ile Rasûllerinin arasını ayırmak isterler. “Bazısına iman edip bazısını inkâr ederiz” derler. Arada bir yol edinmek isterler. (Ayrıca şöyle de değerlendirilebilir: Allâh Esmâ`sının açığa çıkması anlamındaki `İrsâliyet` hakikat ve kavramından uzaklaşıp; gökteki tanrı ile yerden seçtiği peygamber anlayışını yaymak isterler.)
أُولَٰئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ حَقًّا ۚ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا مُهِينًا
151-) Ülaike hümül kafirune hakka* ve a`tedna lil kafiriyne azâben mühiyna;
151-) İşte onlar gerçeği tümüyle inkâr edenlerin ta kendileridir. Hakikati inkâr edenler için aşağılayıcı bir azap hazırladık.
وَالَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ وَلَمْ يُفَرِّقُوا بَيْنَ أَحَدٍ مِنْهُمْ أُولَٰئِكَ سَوْفَ يُؤْتِيهِمْ أُجُورَهُمْ ۗ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَحِيمًا
152-) Velleziyne amenû Billâhi ve RusuliHİ ve lem yüferriku beyne ehadin minhüm ülaike sevfe yü`tiyhim ücurehüm* ve kânAllâhu Ğafûren Rahıyma;
152-) Bütün yaratılmışların hakikatinin Allâh Esmâ`sı olduğuna ve (irsâl ettiği) Rasûllerine iman edip, (irsâl olmaları yönünden) hiçbirini diğerinden ayırmayanlara gelince, Allâh onların mükâfatını verecektir. Zaten Allâh Ğafûr`dur, Rahıym`dir.
يَسْأَلُكَ أَهْلُ الْكِتَابِ أَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَاءِ ۚ فَقَدْ سَأَلُوا مُوسَىٰ أَكْبَرَ مِنْ ذَٰلِكَ فَقَالُوا أَرِنَا اللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ۚ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ فَعَفَوْنَا عَنْ ذَٰلِكَ ۚ وَآتَيْنَا مُوسَىٰ سُلْطَانًا مُبِينًا
153-) Yes`elüke ehlül Kitabi en tünezzile aleyhim Kitaben mines Semai fekad seelü Musa ekbere min zâlike fekalu erinAllâhe cehreten feehazethümüs sa`ıkatü Bi zulmihim* sümmettehazül ıcle min ba`di ma caethümül beyyinatu fe `afevna an zâlik* ve ateyna Musa sultanen mubiyna;
153-) Ehli kitap (Yahudiler) senden, kendilerine “Gökten yazılı Kitap” indirmeni istiyorlar… Gerçekten (onlar) bundan daha büyüğünü Musa`dan istediler… “Allâh`ı açıktan bize göster” demişlerdi de, zulümleri yüzünden onları yıldırım çarptı… Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra tutup buzağıya tapınmaya başladılar… Bunu da affettik ve Musa`ya apaçık bir kudret verdik.
وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ بِمِيثَاقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِي السَّبْتِ وَأَخَذْنَا مِنْهُمْ مِيثَاقًا غَلِيظًا
154-) Ve refa`na fevkahümütTure Bi miysâkıhim ve kulna lehümüdhulül babe sücceden ve kulna lehüm lâ ta`du fiys sebti ve ahazna minhüm miysâkan ğaliyza;
154-) Verdikleri söze bağlanmaları için Tur`u üzerlerine kaldırmıştık da onlara “Secde ederek o kapıdan girin” demiştik. Hem de “Cumartesi günü hürmetini ihlâl etmeyin” dedik de, onlardan kesin ahd aldık.
فَبِمَا نَقْضِهِمْ مِيثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِآيَاتِ اللَّهِ وَقَتْلِهِمُ الْأَنْبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌ ۚ بَلْ طَبَعَ اللَّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا
155-) Fe Bi ma nakdıhim miysakahüm ve küfrihim Bi âyâtillâhi ve katlihimül Enbiyae Bi ğayri Hakkın ve kavlihim kulubüna ğulf* bel tabeAllâhu aleyha Bi küfrihim fela yu`minune illâ kaliyla;
155-) Ahdlerinden dönmeleri, Allâh`ın işaretlerindeki varlığını (Esmâ`sının açığa çıkışı olan işaretleri) inkâr etmeleri, Hakk`ın muradına karşı Nebileri öldürmeleri ve “Kalplerimiz kılıflıdır” (şuurlarımız koza içindedir) demeleri yüzünden, yaptıklarının karşılığını verdik. Bilakis inkârları yüzünden anlayışlarını kilitledik! Artık pek azı hariç, iman etmezler!
وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلَىٰ مَرْيَمَ بُهْتَانًا عَظِيمًا
156-) Ve Bi küfrihim ve kavlihim alâ Meryeme bühtanen azıyma;
156-) Hakikati inkâr etmeleri ve Meryem`e çok büyük iftira atmaları yüzünden!
وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْ ۚ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ ۚ مَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّ ۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا
157-) Ve kavlihim inna katelnel Mesiyha `Iysebne Meryeme RasûlAllâh* ve ma kateluhu ve ma salebuhu ve lâkin şübbihe lehüm* ve innelleziynahtelefu fiyhi lefiy şekkin minhu, ma lehüm Bihi min ılmin illettiba`az zann* ve ma kateluhu yakıyna;
157-) “Biz, Allâh Rasûlü Mesih, Meryemoğlu İsa`yı katlettik” sözleri yüzünden… Gerçekte Onu ne katlettiler ne de haça astılar; sadece onlara öyle benzetildi (asılan). Onun hakkında tartışanlar bu konuda tam bir şüphe içindedirler; bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanlarına göre konuşurlar. Kesin olan, İsa`nın katledilmediğidir!
بَلْ رَفَعَهُ اللَّهُ إِلَيْهِ ۚ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
158-) Bel rafeahullâhu ileyHİ, ve kânAllâhu Aziyzen Hakiyma;
158-) Bilakis Allâh Onu kendine yüceltti! Allâh Aziyz`dir, Hakiym`dir.
وَإِنْ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ ۖ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا
159-) Ve in min ehlil Kitabi illâ le yu`minenne Bihi kable mevtihi, ve yevmel kıyameti yekûnu aleyhim şehiyda;
159-) Nitekim (geçmişteki) hakikat bilgisine uyanlardan hiçbiri yoktur ki, ölümü anında Ona (bildirdiğine) iman etmiş olmasın! Kıyamet sürecinde aleyhlerinde şahitlik yapacaktır.
فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ كَثِيرًا
160-) Fe Bi zulmin minelleziyne hadu harremna aleyhim tayyibatin uhıllet lehüm ve Bi saddihim an sebiylillâhi kesiyra;
160-) Zulümleri ve hidâyete engel olmaları nedeniyle helal olan pek çok temiz nimeti onlara (Yahudilere) haram kıldık!
وَأَخْذِهِمُ الرِّبَا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ ۚ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
161-) Ve ahzihimür riba ve kad nühu anhu ve eklihim emvalenNasi Bil ba`tıl* ve a`tedna lil kafiriyne minhüm azâben eliyma;
161-) Yasaklandığı hâlde riba almaları ve insanların mallarını haksız olarak yemeleri dolayısıyla idi (bu haram). Hakikati inkârı sürdürenler için feci azap hazırladık
لَٰكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ ۚ وَالْمُقِيمِينَ الصَّلَاةَ ۚ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أُولَٰئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا
162-) LakinirRasihune fiyl ılmi minhüm vel mu`minune yu`minune Bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablike vel mukıymiynes Salate vel mü`tunez Zekate vel mu`minune Billâhi vel yevmil ahır* ülaike senü`tiyhim ecren azıyma;
162-) İçlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ile iman edenler, senden önce inzâl olanla birlikte sana inzâl olana da iman ederler. Salâtı ikame eden ve zekâtı veren; “B” harfindeki anlam kapsamınca Allâh`a ve gelecekte yaşanacak sürece iman edenlere gelince… Onlara aziym bir mükâfat vereceğiz.
إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَىٰ نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِنْ بَعْدِهِ ۚ وَأَوْحَيْنَا إِلَىٰ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَارُونَ وَسُلَيْمَانَ ۚ وَآتَيْنَا دَاوُودَ زَبُورًا
163-) İnna evhayna ileyke kema evhayna ila Nuhın ven Nebiyyiyne min ba`dih* ve evhayna ila İbrahiyme ve İsma`ıyle ve İshaka ve Ya`kube vel Esbatı ve `Iysa ve Eyyube ve Yunuse ve Harune ve Süleyman* ve ateyna Davude Zebura;
163-) Nuh`a ve ondan sonraki Nebilere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik… İbrahim`e, İsmail`e, İshak`a, Yakup`a, Esbat`a (torunlara), İsa`ya, Eyyub`e, Yunus`a, Harun`a ve Süleyman`a da vahyettik… Davud`a Zebur`u (hikmetler bilgisini) verdik.
وَرُسُلًا قَدْ قَصَصْنَاهُمْ عَلَيْكَ مِنْ قَبْلُ وَرُسُلًا لَمْ نَقْصُصْهُمْ عَلَيْكَ ۚ وَكَلَّمَ اللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًا
164-) Ve Rusülen kad kasasnahüm aleyke min kablü ve Rusülen lem naksushüm aleyk* ve kellemAllâhu Musa tekliyma
164-) Daha önce sana hikâyelerini anlattığımız veya anlatmadığımız Rasûllere de (vahyettik)… Allâh Musa`ya kelime kelime konuştu.
رُسُلًا مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللَّهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِ ۚ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
165-) Rusülen mübeşşiriyne ve münziriyne liella yekûne linNasi alAllâhi huccetün ba`der rusül* ve kânAllâhu Aziyzen Hakiyma;
165-) Müjdeleyici ve uyarıcı olarak Rasûller (gönderdik) ki, Rasûllerden (açıklamalarından) sonra insanların Allâh`a karşı bir mazereti olmasın! Allâh Aziyz`dir, Hakiym`dir.
لَٰكِنِ اللَّهُ يَشْهَدُ بِمَا أَنْزَلَ إِلَيْكَ ۖ أَنْزَلَهُ بِعِلْمِهِ ۖ وَالْمَلَائِكَةُ يَشْهَدُونَ ۚ وَكَفَىٰ بِاللَّهِ شَهِيدًا
166-) Lakinillâhu yeşhedü Bi ma enzele ileyke enzelehu Bi ılmiHİ, vel Melaiketü yeşhedun* ve kefa Billâhi şehiyda
166-) Ne var ki, Allâh sana inzâl ettiği ile şahitliğini gösterir ki, HÛ`nun ilmi olarak onu sana inzâl etmiştir. Melekler (bu inzâl ile ilgili kuvveler – Cibrîl) de olayın şahididir. Şahit olarak Allâh yeterlidir.
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ قَدْ ضَلُّوا ضَلَالًا بَعِيدًا
167-) İnnelleziyne keferu ve saddu an sebiylillâhi kad dallu dalâlen be`ıyda;
167-) Hakikati inkâr edip insanları da Allâh yolundan engelleyenler, çok büyük sapma içindedirler.
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَظَلَمُوا لَمْ يَكُنِ اللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلَا لِيَهْدِيَهُمْ طَرِيقًا
168-) İnnelleziyne keferu ve zalemu lem yekûnillâhu li yağfire lehüm ve lâ liyehdiyehüm tariyka;
168-) Muhakkak ki Allâh hakikati inkâr edenleri ve zulmedenleri ne bağışlar ne de onlara bir tarîk (anlayış yolu) açar.
إِلَّا طَرِيقَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا
169-) İlla tariyka cehenneme halidiyne fiyha ebeda* ve kâne zâlike alAllâhi yesiyra;
169-) Cehennem yolu (cehennem yaşamına yol açan anlayış) hariç! Orada sonsuza dek kalırlar. Bu Allâh için çok kolaydır.
يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمُ الرَّسُولُ بِالْحَقِّ مِنْ رَبِّكُمْ فَآمِنُوا خَيْرًا لَكُمْ ۚ وَإِنْ تَكْفُرُوا فَإِنَّ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
170-) Ya eyyühen Nasü kad caekümür Rasûlü Bil Hakkı min Rabbiküm feaminu hayren leküm* ve in tekfüru feinne Lillâhi ma fiys Semavati vel Ard* ve kânAllâhu Aliymen Hakiyma;
170-) Ey insanlar, Rasûl size Rabbinizden Hak olarak gelmiştir! Artık iman edin sizin için hayırlı olana! Eğer inkâr ederseniz, bilin ki semâlar ve arzda olan ne varsa Allâh içindir (Esmâ ül Hüsnâ`sının işaret ettiği özelliklerin açığa çıkması için). Allâh Aliym`dir, Hakiym`dir.
يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللَّهِ إِلَّا الْحَقَّ ۚ إِنَّمَا الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللَّهِ وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَىٰ مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُ ۖ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ ۖ وَلَا تَقُولُوا ثَلَاثَةٌ ۚ انْتَهُوا خَيْرًا لَكُمْ ۚ إِنَّمَا اللَّهُ إِلَٰهٌ وَاحِدٌ ۖ سُبْحَانَهُ أَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ ۘ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۗ وَكَفَىٰ بِاللَّهِ وَكِيلًا
171-) Ya ehlel Kitabi lâ tağlu fiy diyniküm ve lâ tekulu alAllâhi illel Hakk* innemel Mesiyhu `Iysebnü Meryeme Rasûlullahi ve KelimetuHU, elkaha ila Meryeme ve ruhun minHU, fe aminu Billâhi ve RusuliHİ, ve lâ tekulu selâsetün, intehu hayren leküm* innemAllâhu ilâhun vahıd* subhaneHÛ en yekûne leHU veled* leHU ma fiys Semavati ve ma fiyl Ard* ve kefa Billâhi Vekiyla;
171-) Ey kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar… Dininizde ölçüyü kaçırıp haddi aşmayın… Allâh üzerine Hak olmayanı söylemeyin… Meryemoğlu İsa Mesih, yalnızca Allâh Rasûlü ve O`nun Kelimesi`dir… Onu Meryem`e ilka etmiştir ve kendinden (El Esmâ ül Hüsnâ`sından) bir mânâdır (ruhtur)… O hâlde Esmâ`sıyla her şeyin hakikati olan Allâh`a ve Rasûllerine iman edin… “Üçtür” (baba – oğul – kutsal ruh) demeyin! Sizin hayrınıza olarak (buna) son verin… Allâh ancak İlâh`un Vâhid`dir (Tek Ulûhiyet sahibidir)… Subhandır “HÛ”, çocuk sahibi olma kavramından! Semâlar ve arzda ne varsa O`nun içindir… Vekiyl olarak Esmâ`sıyla hakikatiniz olan Allâh yeterlidir.
لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَسِيحُ أَنْ يَكُونَ عَبْدًا لِلَّهِ وَلَا الْمَلَائِكَةُ الْمُقَرَّبُونَ ۚ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيْهِ جَمِيعًا
172-) Len yestenkifel Mesiyhu en yekûne abden Lillâhi ve lel Melaiketül Mukarrebun* ve men yestenkif an ıbadetiHİ ve yestekbir fe seyahşüruhüm ileyHİ cemiy`a;
172-) Ne Mesih (İsa) ve ne de mukarreb melâike Allâh`a kulluktan asla gocunmazlar! Kim O`nun ibadetinden kaçınır ve kibirlenirse, hepsini kendine haşr edecektir.
فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدُهُمْ مِنْ فَضْلِهِ ۖ وَأَمَّا الَّذِينَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
173-) Feemmelleziyne amenû ve amilus salihati fe yüveffiyhim ücurehüm ve yeziydühüm min fadliHİ, ve emmelleziynestenkefu vestekberu feyü`azzibühüm azâben eliymen, ve lâ yecidune lehüm min dûnillâhi veliyyen ve lâ nasıyra;
173-). İman edip imanının gereğini uygulayanlara gelince, (O) onlara ecirlerini tam verecek ve fazlından onları artıracaktır… Kulluktan kaçınıp ve benliklerini kabartanlara gelince, onlara feci bir azap ile azap edecektir… Kendileri için Allâh dûnunda bir velî ve nasîr de bulamazlar.
فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَاعْتَصَمُوا بِهِ فَسَيُدْخِلُهُمْ فِي رَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدِيهِمْ إِلَيْهِ صِرَاطًا مُسْتَقِيمًا
174-) Ya eyyühenNasu kad caeküm burhanun min Rabbiküm ve enzelna ileyküm nûren mubiyna;
174-) Ey insanlar! Hakikaten Rabbinizden size bir burhan (hakikatin dillenmişi Hz.Muhammed s.a.v.) geldi… Size apaçık bir Nûr (Kur`ân) inzâl ettik.
فَأَمَّا الَّذِينَ ءَامَنُوا بِاللَّهِ وَاعْتَصَمُوا بِهِ فَسَيُدْخِلُهُمْ فِي رَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍ وَيَهْدِيهِمْ إِلَيْهِ صِرَاطًا مُسْتَقِيمًا
175-) Feemmelleziyne amenû Billâhi va`tesamu Bihi feseyüdhıluhüm fiy rahmetin minHU ve fadlin ve yehdıyhim ileyHİ sıratan müstekıyma;
175-) Esmâ`sıyla her şeyin aslı olan Allâh`a iman edip, O`na hakikatleri olarak sımsıkı tutunanlara gelince, onları HÛ`dan bir rahmetin ve fazlın içine sokacak ve onları kendisine varan sırat-ı müstakime hidâyetleyecektir.
يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِي الْكَلَالَةِ ۚ إِنِ امْرُؤٌ هَلَكَ لَيْسَ لَهُ وَلَدٌ وَلَهُ أُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ ۚ وَهُوَ يَرِثُهَا إِنْ لَمْ يَكُنْ لَهَا وَلَدٌ ۚ فَإِنْ كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ ۚ وَإِنْ كَانُوا إِخْوَةً رِجَالًا وَنِسَاءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْأُنْثَيَيْنِ ۗ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ أَنْ تَضِلُّوا ۗ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
176-) Yesteftunek* kulillâhu yüftiyküm fiyl kelaleh* inimruün heleke leyse lehu veledün ve lehu uhtün feleha nısfü ma terek* ve huve yerisüha in lem yekün leha veled* fe in kanetesneteyni felehümessülüsâni mimma terek* ve in kânu ıhveten Ricalen ve nisaen felizzekeri mislü hazzıl ünseyeyn* yübeyyinullâhu leküm en tadıllu* vAllâhu Bi külli şey`in Aliym;
176-) Senden açıklama – hüküm isterler… De ki: “Kelale (arkasında ana-baba ve çocuk bırakmamış olan) hakkında size Allâh fetva verir: Eğer çocuğu olmayıp, bir kız kardeşi bulunan bir erkek kişi ölürse, mirasının yarısı onundur… Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse, erkek kardeş ona vâris olur… Eğer (ölen erkek kişinin kız kardeşleri) iki iseler, (erkek kardeşlerinin) mirasının üçte ikisi onlarındır… Eğer (mirasçı) kardeşler erkekler ve kadınlar ise (erkek -kız kardeşler durumunda birçoklarsa), (o zaman) bir erkeğe iki kadının payıdır”… Allâh, sapmayasınız diye size beyan ediyor… Allâh Bi-küllî şey`in – her şeyin Esmâ`sıyla hakikati olarak Aliym`dir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir